Küçük bir kasabada yaz mevsimi tam anlamıyla gelmişti. Güneş parlıyor, çocuklar sokaklarda oyun oynuyor, herkes serinlemenin yollarını arıyordu. Ama en çok beklenen şey neydi biliyor musun?
Dondurma Arabası!
Bu araba, her gün öğleden sonra sokaklara çıkar, müziğini çalar ve çocuklara çeşit çeşit dondurmalar dağıtırdı. Ama kimse bu dondurma arabasının bir sırrı olduğunu bilmiyordu…
Arabanın adı Dondi idi. Evet, bu araba konuşabiliyor, düşünebiliyor ve özel bir görevi yerine getiriyordu: Çocukları mutlu etmek!
Ama sadece dondurmayla değil. Dondi aynı zamanda gizli bir mutluluk ajanıydı.
Bir gün Dondi garajdan çıktı, güneşin altında yola koyuldu. Sokak sokak ilerledi, çocukların neşeyle peşinden koştuğu sesini çalmaya başladı: “Tırrrr-lırrr, dondurma zamanııı!”
İlk durakta küçük bir çocuk ağlıyordu. Adı Mert’ti. Elindeki dondurması düşmüş, erimişti. Dondi hemen devreye girdi.
“Merhaba Mert, üzülme. Sana özel bir dondurma yapabilirim. Ama önce küçük bir gülücük gerekiyor!”
Mert biraz duraksadı, sonra gülümsedi. Dondi’nin içinden çilekli-çikolatalı bir “Neşelendirici Külah” çıktı. Mert hemen keyiflendi.
Sonraki durakta, abla kardeş tartışıyordu. “Ben çilek alacağım!” “Hayır önce ben!”
Dondi hoparlöründen konuştu: “Sadece sıraya girenler özel dondurmamı alabilir!”
İkisi hemen sıraya girdi. Çünkü Dondi’nin verdiği dondurmalar sadece serinletmekle kalmaz, küçük iyilikler de öğretirdi. Kardeşler birbirine gülümsedi, birlikte yediler.
Ama o gün Dondi’nin en zorlu görevi, kasabanın en sessiz çocuğuna ulaşmaktı: Ela.
Ela utangaçtı, pek konuşmazdı. Hep uzaktan izlerdi diğer çocukları. Dondi onu görür görmez planını yaptı.
Müzik çalmayı kesti. Kapısını açtı ama kimseye bir şey vermedi. Tüm çocuklar şaşırdı.
“Neden durdu acaba?” diye düşündüler.
Sonra Dondi yavaşça Ela’nın yanına gitti. Hoparlöründen yumuşacık bir ses çıktı:
“Ela, sana özel bir dondurmam var. Cesaret dondurması. Ama sadece ismini söylediğinde ortaya çıkar.”
Ela gözlerini kocaman açtı. Sonra yavaşça fısıldadı: “Ben… Ela.”
Bir anda Dondi’nin kapağı açıldı. İçinden gökkuşağı renginde, küçük yıldızlarla süslü özel bir dondurma çıktı. Üzerinde küçük bir etiket vardı: “Cesaretin Tadını Çıkar!”
O andan sonra Ela her gün Dondi’yi beklemeye başladı. Artık çocuklarla konuşuyor, oyunlara katılıyordu.
Dondi’nin görevi tamamlanmıştı.
Ve kasabanın çocukları artık biliyordu: Dondi sadece bir dondurma arabası değildi. O, neşeyi, iyiliği ve cesareti dağıtan bir kahramandı.

