Köstebek Momo, toprağın altında yaşamayı her zaman sevmişti. Karanlık tüneller onu güvende hissettirirdi. Fakat Momo’nun içinde bitmeyen bir merak vardı. Günlerden bir gün, tünelin ucundan süzülen sıcak bir ışık dikkatini çekmişti. “Acaba dışarısı gerçekten anlatıldığı kadar güzel miydi?” diye düşünmüştü.
Bir süre tereddüt ettikten sonra, cesaretini topladı ve yavaşça yeryüzüne çıkmıştı. Güneş ışığı gözlerini kamaştırmış, parlaklık ona çok yabancı gelmişti. Momo önce gözlerini kısarak etrafa bakınmıştı. Çiçeklerin tatlı kokusu burnunu gıdıklamış, hafif rüzgâr tüylerini okşamıştı. Her şey ona yepyeni ve büyüleyici görünmüştü. Ormanda dolaşırken önce cıvıldayan serçe Nuna ile tanışmıştı. Nuna ona dalların üzerinde nasıl dengede durduğunu anlatmıştı. Ardından kaplumbağa Turu karşısına çıkmıştı. Turu, yavaş adımlarla ilerlemenin bazen en güvenli yol olduğunu söylemişti. Momo bütün bu bilgileri dikkatle dinlemiş, her yeni hayvan ona farklı bir şey öğretmişti. Günün sonunda Momo biraz yorulmuş ama içi sevinçle dolmuştu. Güneş batarken yuvasına geri dönmüş, tanıştığı hayvanları ve gördüğü renkleri düşünmüştü. O zamana kadar yer altının dışındaki hayatı hep korkutucu sanmıştı, fakat keşfettikçe korkularının azaldığını fark etmişti.
Tüneline girerken kendi kendine gülümsemişti: “Meğer merak etmek, keşfetmenin ta kendisiymiş.”
O günden sonra Momo yeni şeyleri denemekten çekinmemiş, fırsat buldukça tekrar dışarı çıkıp ormanın sürprizlerini keşfetmişti.

