Sabretmeyi Öğrenen Karınca Piko

Bir varmış bir yokmuş… Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, yaz güneşinin toprağı ısıttığı Altın Kum Ovası’nda, Piko adında küçük ama çok aceleci bir karınca yaşarmış. Piko’nun bacakları hızlı, aklı hep bir sonraki işteymiş. En büyük isteği, yuvasını herkesten önce tamamlamakmış.

Yazın ilk günlerinde karıncalar yuvalarını derinleştirirken, Piko durmadan çalışmış. Toprağı ölçmeden kazmış, taşı sabitlemeden bırakmış. “Ne kadar çabuk olursam o kadar iyi,” diye düşünmüş. Ama aceleyle açtığı tüneller sık sık çökmüş, kumlar başına dökülmüş. Bir gün öğle sıcağında, yuvasının girişi aniden kapanmış. Piko zorla dışarı çıkmış. Çok yorulmuş, çok üzülmüş. O sırada, yavaş ama dikkatli çalışan yaşlı karınca Tumo ona seslenmiş: “Toprak sabırsızı sevmez evlat.” Piko ilk kez durup düşünmüş. Ertesi gün işe yeniden başlamış ama bu kez yavaşlamış. Toprağı önce yoklamış, taşı yerine oturtmuş, her tünelden sonra beklemiş. Güneş batarken yuvası biraz ilerlemiş ama hiç çökmemiş. Günler geçmiş, Altın Kum Ovası’nda rüzgârlar esmiş, geceler serinlemiş. Piko’nun yuvası derinleşmiş, sağlamlaşmış. Sonunda yağmur bastırdığında, onun yuvası ayakta kalmış, içine tek damla su girmemiş. Piko başını kaldırıp kendi kendine fısıldamış: “Demek ki acele değil, sabır kazandırırmış.”

O günden sonra Piko çalışkanlığından hiç vazgeçmemiş ama sabırla yapılan işin değerini unutmamış. Altın Kum Ovası’nda herkes onun yuvasını örnek göstermiş.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir