Bir bahar sabahı, çiçeklerle dolu bir vadide küçük bir kuş yaşarmış. Adı Tila’ymış. Tila gri tüylüymüş. Diğer kuşlar rengârenkmiş. Tila bazen kendini farklı hissedermiş. Gökyüzünde uçarken kanatlarına bakarmış. Gri tüyleri güneşte parlamazmış. Ama uçmayı çok severmiş. Rüzgârı hissettiğinde hafifler, kalbi genişlermiş. Vadideki ağaçlar Tila’yı tanırmış. Çiçekler onun inişini bilirmiş.
Bir gün Tila vadide dolaşmış. Çiçeklerin renklerini incelemiş. Sarı, mor, mavi tonlar dikkatini çekmiş. Kelebekler uçmuş. Tila onların cesaretine hayran kalmış. Kendi rengini aramış ama bulamamış. Sonra bir yağmur başlamış. Hafif, nazik bir yağmurmuş. Tila yağmurun altında uçmuş. Tüyleri ıslanmış. Gri tüyler güneşte farklı parlamış. İçinde bir sıcaklık oluşmuş. Renginin aslında değiştiğini fark etmiş. Gri, sakin ve yumuşakmış.
Yağmur durmuş. Güneş çıkmış. Tila aynaya bakmamış ama hissetmiş. Artık rengine küs değilmiş. Uçarken kendini tamamlanmış hissetmiş. Vadideki çiçekler onu olduğu gibi kabul etmiş. Tila da kendini kabul etmiş. Gökyüzü o gün daha açık görünmüş.

