Çilek, baş ağrısı çektiği bir dönemdeydi. Bir sabah, ağrıyı daha fazla dayanamayarak annesine söyledi. Annesi birkaç gün daha beklemesini, eğer ağrı devam ederse doktora gideceklerini söyledi.
Birkaç gün sonra, Çilek’in baş ağrısı hala geçmemişti. Üstüne bir de dikkatsizlikleri başlamıştı. Annesi, daha fazla beklemenin anlamı olmadığını düşünerek hemen doktora gitmeye karar verdi. Doktor, Çilek’in gözlerini muayene etti ve küçük kızın artık gözlük kullanması gerektiğini belirtti.
Anne ve kızı, doktorun önerisini dinleyerek gözlükçüye gittiler. Çilek, kendine en çok yakışan gözlük çerçevesini seçti. Ancak, gözlük takacağı için hem heyecanlıydı hem de alışıp alışamayacağı konusunda endişeliydi.
Ertesi gün okula gittiğinde, arkadaşları Çilek’in gözlük takmasıyla dalga geçtiler. Çilek bu duruma çok üzüldü ve eve döndüğünde annesine bir daha gözlük takmayacağını söyledi. Annesi, kızının bu tepkisine bir çözüm aradı ve kızıyla konuşmaya karar verdi.
Annesi, “Çilekciğim, hayatta en önemli şey sağlık. Sağlığın yerinde olmadığında, hayattan zevk alamazsın. Gözlüğünü takmadığında, dünyadaki güzellikleri net göremeyeceksin. Ama gözlük taktığında, dünyadaki bütün güzellikleri net bir şekilde görebileceksin” dedi.
Çilek, annesinin söylediklerinin doğru olduğunu anladı ve kendi göz sağlığının herkesten daha değerli olduğunu düşündü. Ertesi gün okula gittiğinde, sınıfındaki çocuklar Çilek’le tekrar dalga geçtiler. Çilek, onlara yaptıklarının çok ayıp olduğunu ve belki ileride onların da gözlük takacağını söyledi. Çocuklar, Çilek’in haklı olduğunu anladılar ve arkadaşlarından özür dilediler.
*Kendi sağlığımız her şeyden önemlidir ve başkalarının ne düşündüğü önemli değildir. Kendimize ve sağlığımıza değer vermek, başkalarının ne düşündüğünden daha önemlidir.

