Deniz’in Eşyalarını Paylaşma Hikayesi

O sabah güneş, okul bahçesine yumuşacık bir ışık bırakmış. Deniz, mavi sırt çantasını omzuna takmış ve annesine gülümseyerek evden çıkmış. Çantası her zamanki gibi düzenliymiş; içinde renkli kalemleri, minik defteri, sevdiği kitap ayracı ve annesinin hazırladığı küçük bir meyve sandviçi varmış. Deniz eşyalarını çok severmiş ama onları saklamayı değil, başkalarıyla birlikte kullanmayı daha çok severmiş. Okul kapısına varmadan önce rüzgârın hafif uğultusu eşliğinde “Bugün güzel geçecek” diye fısıldamış kendi kendine.

Bahçeye girince arkadaşlarının oyun oynadığını görmüş. Birkaç çocuk kalemlerini unutmuş, biri silgisini kaybetmiş, bir diğeri de defterinin yırtıldığını söylemiş. Deniz hepsine gülümseyerek yaklaşmış. “İsterseniz benimkileri kullanabilirsiniz,” demiş. Çantasını açınca içindeki renkler sanki bir güneş ışığı gibi parlamış. Arkadaşları bu sıcak davranışla şaşırmış ama çok mutlu olmuş. Ders zili çalmış ve sınıfa geçme vakti gelmiş. Deniz, sıraya oturunca yanındaki Elif’in hüzünlü yüzünü fark etmiş. Elif’in kalemliği boşmuş. Deniz sessizce çantasını açmış, içinden mor kaplı defterini ve yeşil kurşun kalemini çıkarmış. “Bugün bunları kullanabilirsin,” demiş. Elif’in gözleri yumuşacık parlamış. “Teşekkür ederim,” diye fısıldamış. Ders boyunca Deniz’in paylaştığı kalemler sınıfta dolaşmış; biri mavi kalemi almış, biri pembe kalemle başlık yazmış, bir diğeri de onun makasından yardım almış. Her paylaşımda Deniz’in içi tuhaf bir sıcaklıkla dolmuş. Öğretmen tahtaya bir resim ödevi yazınca sınıf neşeyle hareketlenmiş. Deniz, boyalarını masaya bırakmış. Arkadaşları onun etrafına toplanmış. “Sen hep böyle misin?” diye sormuş Miray. Deniz hafifçe gülümsemiş. “Bilmiyorum ama birlikte kullanınca daha güzel oluyormuş,” demiş. Kalemlerin masanın üzerinde yan yana duruşu bir gökkuşağına benziyormuş. Herkes, o renklerin içini nasıl ısıttığını hissetmiş. Ders bitip teneffüs başlayınca okul bahçesinde tatlı bir telaş başlamış. Çocuklar koşturmuş, kuşlar cıvıldamış, rüzgâr yapraklarla oyun oynamış. Deniz ise bankta oturmuş, çantasını kapatırken içinin ne kadar hafiflediğini fark etmiş. Çantası sabah daha doluymuş ama şimdi daha değerliymiş. Çünkü içindeki eşyalar bir gün boyunca gülüşlere karışmış. Elif ona yaklaşmış, elinde kırmızı bir kâğıt uçurtma varmış. “Bu uçurtmayı seninle birlikte yapmak istemiştim,” demiş. Deniz’in yüzünde kocaman bir gülümseme açmış. Beraber ipleri bağlamışlar, rüzgârın beklediği noktaya yürümüşler. Uçurtma havaya kalktığında iki çocuk da sevinçle izlemiş. Rüzgâr uçurtmayı göğe doğru taşırken, sanki hafif bir fısıltıyla “Paylaşınca her şey büyüyormuş,” demiş.

Gün sonunda Deniz eve dönerken çantasını açıp içindekilere bakmış. Bazı kalemler eksikmiş, bazıları bitmiş, bazı defter sayfaları dolmuş ama Deniz’in içi capcanlıymış. “Bugün güzelmiş,” diye fısıldamış sokaktan geçerken. Güneş de ona sıcak bir ışıkla karşılık vermiş.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir