Paylaşmayı Seven Deniz’in Hikayesi

Deniz, küçük bir sahil kasabasında yaşayan neşeli bir çocuktu. Sahil boyunca uzanan evler her sabah güneşle birlikte turuncuya boyanır, martı çığlıkları dalga seslerine karışırdı. Deniz, bu güzel kasabada paylaşmanın en büyük mutluluk olduğuna inanırdı. Evindeki oyuncakları iki büyük sepete ayırmıştı. Birinde kendi en sevdiği oyuncakları durur, diğer sepette ise arkadaşlarının oynaması için ayırdığı oyuncaklar vardı. Annesi ona sık sık, “Paylaşmak kalbinin cömert olduğunu gösterir,” derdi. Deniz de bunu her gün hatırlardı.

Bir sabah, kasabanın çocukları sahilde buluşup kumdan büyük bir kale yapmak için sözleştiler. Deniz, oyuncak küreklerini ve kovalarını alıp sahile koştu. Fakat kaleyi yapmaya başladıklarında çocuklardan adı Efe olan, küreğini unutmuş olduğunu fark etti. Efe, kenarda sessizce durdu. Kaleye katılmak istiyor ama elinde hiçbir şey olmadığı için çekiniyordu. Deniz bunu fark eder etmez yanına yaklaştı. “İstersen benim küreklerden birini kullanabilirsin,” dedi. Efe önce şaşırdı, sonra gülümsedi. “Gerçekten mi?” “Tabii ki! Hep birlikte yapacağız, değil mi?” Efe mutlulukla başını salladı. Böylece çocuklar kumdan kaleyi her zamankinden daha büyük ve daha güzel bir şekilde inşa etmeye başladılar. Kalenin kuleleri, surları ve büyük kapısı özenle yapılmıştı. Her çocuk kaleye farklı bir dokunuş katmıştı, ama en çok emeği paylaşarak verdikleri için hepsi gurur doluydu. Öğleden sonra rüzgâr biraz şiddetlendi. Kumların savrulduğunu gören çocuklar ne yapacaklarını bilemeden bakakaldılar. Tam o sırada Deniz, “Hadi hep birlikte kenarlara destek yapalım!” diye seslendi. Hep birlikte çalışarak kaleyi korumayı başardılar. Efe yanına gelip fısıldadı: “Seninle oyun oynamak çok güzel. Paylaşmasaydın, bugünkü kale böyle olmazdı.” Deniz gülümsedi. Bir arkadaşının daha içinin ısındığını hissetmek ona büyük mutluluk vermişti.

O günden sonra kasabada herkes Deniz’in paylaşımcı karakterini konuşur oldu. Çocuklar da Deniz’den etkilenerek kendi aralarında oyuncak ve fikir paylaşmaya daha fazla önem vermeye başladılar. Çünkü artık herkes biliyordu ki paylaşmak, yalnızca bir eşya vermek değil, kalpler arasında güçlü bir köprü kurmaktı. Deniz ise her gün bu köprüyü daha da genişletti. Bir gün oyuncaklarını paylaştı, başka bir gün deniz kabuklarını… Hatta annesine yardım ederken mutfak önlüğünü bile kuzenine vermişti. Paylaşmak onun için bir hayat biçimiydi. Ve sahil kasabasında, Deniz’in adını duyan herkesin aklına aynı şey geliyordu: “Paylaşmak güzeldir.”

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir