Bilge Kaplumbağa Tumi’nin Sabır Dersi Masalı

Güneşin altın gibi parladığı, kuş cıvıltılarının dallarda yankılandığı yemyeşil bir ormanda, herkesin saygı duyduğu yaşlı bir kaplumbağa yaşardı. Adı Tumi idi. Ormanın en yaşlı, en bilge ve en sabırlı canlısıydı o.

Tumi’nin kabuğu yosun tutmuştu, gözleri hafif kısıktı ama kalbi bir çocuğunki kadar tazeydi. Her sabah dere kenarına gider, taşların üzerine oturur, gelen geçen hayvanlara selam verir ve sorularını yanıtlamaya çalışırdı.

Bir gün, ormanın en yaramaz tavşanı Cimcik, koşa koşa Tumi’nin yanına geldi.

“Bilge Tumi! Çok acil bir sorunum var!”

Tumi yavaşça başını kaldırdı. “Anlat evladım, dinliyorum.”

Cimcik hızlı hızlı konuşmaya başladı:
“Bir yarış düzenledik. En hızlı havuca ulaşan kazanacak! Ama ben çok acele edince sürekli takılıyorum, düşüyorum. Beni herkes geçiyor! Ben hızlıyım ama neden hep kaybediyorum?”

Tumi gülümsedi. “Çünkü hız bazen engel olur. Gel, sana sabrın gücünü göstereyim.”

Tumi ve Cimcik birlikte ormanın içindeki küçük bir yokuşa gittiler. Tumi yerdeki bir salyangozu gösterdi.
“Bak, bu salyangoz acele etmiyor. Ama yolundan da sapmıyor.”

Cimcik başını kaşıdı. “Ama o çok yavaş!”

Tumi güldü. “Evet, ama hiç durmadan ilerliyor. Sen ise çok hızlısın ama sabırsızca zıplarken yolunu şaşırıyorsun.”

Sonra küçük bir oyun önerdi: “Şuradaki havuca ilk kim ulaşacak, bakalım mı? Ama bir kural var. Ne ben koşacağım ne sen zıplayacaksın. İkimiz de sabit adımlarla, dikkatle yürüyerek gideceğiz.”

Cimcik başta isteksizdi. Ama kabul etti. Ve yarış başladı.

İlk başta Cimcik zorlandı. Zıplamak istiyordu ama Tumi’nin yanında adım adım ilerlemeye çalıştı. Tumi sabırla yürüyordu, hiç durmadan. Yolun ortasında dallar, taşlar vardı ama yavaş ve dikkatli adımlar sayesinde ikisi de takılmadan yürüdüler.

Sonunda havuca aynı anda vardılar.

Cimcik şaşkındı. “Hiç düşmedim… hiç yorulmadım! Ama yine de ulaştım.”

Tumi başını salladı. “İşte sabır böyle bir şeydir. Acele etmek seni düşürür, sabır ise seni hedefe taşır.”

O günden sonra Cimcik her şeyi hızlı yapmak yerine, önce düşünüp sonra harekete geçmeyi öğrendi. Tumi’ye her gün uğrar, yeni bir sabır hikâyesi dinlerdi.

Ve ormanda herkes bilirdi:
Eğer bir işte zorlanıyorsan, Tumi’ye danış. O sana sabırla yol gösterir.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir