Derin ormanların yumuşacık tepelerinde, kocaman bir ceviz ağacının kovuğunda, tüylü mü tüylü bir ayıcık yaşardı. Adı Boboydu. Bobo’nun en sevdiği şey ise… uyumaktı!
Ama bu sıradan bir uyku sevgisi değildi. Bobo’nun uykuları başka hiçbir ayıcığa benzemezdi. Çünkü Bobo, her gece Rüya Trenine biner, rüya ülkesine yolculuk yapardı.
Her akşam annesi ona bir bardak sıcak süt verir, yumuşacık battaniyesini üzerine örterdi. Sonra Bobo gözlerini kapatır ve beklemeye başlardı.
Bir… iki… üç… derken…
“Çuf çuf!”
İşte geldi! O tatlı ses, battaniyesinin altından yükselirdi. Tavan arasında gizlenmiş gibi duran eski oyuncak tren, bir anda ışıldar ve odanın tam ortasında büyüyerek Rüya Trenine dönüşürdü.
Trenin makinisti koca gözlü bir baykuştu. Adı Bay Puhuydu.
“Bobo hazır mısın?” diye sordu her zamanki gibi.
“Hazırım!” dedi Bobo, gözleri parlayarak. Trene atladı, en sevdiği yastıklı koltuğuna oturdu.
Tren kalktı. Çuf çuf! Tık tık tık! Gökyüzüne doğru yükselmeye başladı. Ağaçların üstünden geçerken ay ışığı treni gümüş gibi parlatıyordu.
İlk durak: Balonlar Ülkesi
Gökyüzünde yüzlerce renkli balon süzülüyordu. Bobo bir balona tutundu, havada döndü, döndü, döndü… Gülerek indi tekrar vagona.
İkinci durak: Şeker Ormanı
Ağaçların dallarında pamuk şekerler, yerde çikolata taşları vardı. Bir sincabın elinde lolipop görünce Bobo kahkahayla gülmeye başladı. Bay Puhu “Fazla yeme, rüyada bile tatlıya dikkat!” dedi.
Son durak: Uykucular Koyu
Burası sessiz ve huzurlu bir yerdi. Trenin yolcuları, tilkiler, tavşanlar, sincaplar, hepsi yavaşça gözlerini kapıyordu. Bobo da başını cam kenarına dayadı. Tren yavaşladı, rüya tozu havaya yayıldı.
Bay Puhu hafifçe mırıldandı:
“Zaman uyku zamanı… Yeni hayallere yolculuk başlıyor.”
Bobo, battaniyesinin altına sığınmış, gülümseyerek uyuyordu artık. Sabah olduğunda Rüya Treni kaybolmuştu. Ama her sabah uyandığında bir hatıra kalırdı: bazen bir renkli tüy, bazen bir lolipop sapı, bazen sadece tatlı bir his.
Ve her gece yatarken sessizce fısıldardı:
“Bay Puhu, hazır mısın? Bu gece de bir rüya istasyonuna uğrayalım mı?”

