Bir varmış bir yokmuş. Evvel zaman içinde kalbur saman içinde bir ormanda bir panda ailesi yaşarmış. Bu ailenin sevimli bir yavrusu varmış. Adı Tako’muş. Tako, kışı ve karı çok seven bir pandaymış. Çünkü kış demek, lapa lapa kar ve kartopu oynamak demekmiş. Bütün yavru pandalar gibi o da kar ile oynamayı çok seviyormuş.
Tako’nun annesi Nana “Haydi herkes kahvaltıya” diye seslendi. Tako hemen mutfağa geldi ve sandalyesine oturdu. Heyecandan yerinde duramıyordu. Bir an önce dışarı çıkıp, kendini bembeyaz karların zerine atmak istiyordu. Tako annesine “Anneciğim, kahvaltıdan sonra dışarı çıkabilir miyim?” diye sordu. Annesi “Takocuğum, tabi ki çıkabilirsin ama üstünü kalın giyinmek şartı ile. Bir de atkı ve şapkanı da unutmaman gerek” diye cevap verdi. Tako, kahvaltısını bitirdi. Annesi “Oğlum, atkı ve şapkanı unutma” demesine fırsat kalmadan Tako, kartopu oynamak için dışarıya koştu. Karlarda yuvarlandı, oyunlar oynadı. Artık yorulmaya başladı, biraz da üşüyordu. Eve geri döndü ve içeri girer girmez uykuya daldı. Ertesi sabah uyandığında hem öksürüyor hem de boğazları acıyordu. Eyvah! Hasta olmuştu. Annesi odasına elinde ilaç ve ıhlamur ile girdi. “Günaydın Takocuğum, bak gördün mü? Atkı ve şapkanı almadan dışarı çıktığın için hasta oldun. Şimdi her yer bembeyaz kar ile doluyken sen evde oturacak ve dışarıya çıkamayacaksın.” dedi.
Tako hem annesini üzdüğü için hem de arkadaşları dışarıdayken evde kaldığı için çok üzüldü. Annesinden özür diledi ve bir daha annesinin sözünden çıkmayacağına dair söz verdi.
Masal da burada bitmiş.

