Tavşan Fifi, ormanın en hızlı zıplayan tavşanıymış. Sabah güneşi doğar doğmaz hop hop zıplayarak ormanın içine dalarmış. Hızlı olmak ona hep çok eğlenceli gelirmiş. Ama Fifi o kadar acele edermiş ki çoğu zaman önüne bakmayı unuturmuş.
Bir gün yine sevinçle zıplarken, yerdeki küçük bir çalılığı fark etmemiş. Bir anda patileri takılmış ve Fifi yuvarlana yuvarlana düşmüş. Üzeri yapraklarla kaplanmış, kulakları da çamura bulanmış. Tam o sırada ormandan geçmekte olan tilki Riko, Fifi’yi görünce hemen yanına koşmuş. “Fifi, hızlı olmak güzel ama dikkatli olmak daha güzel.” demiş. Fifi utanmış. “Haklısın Riko, biraz fazla acele ettim.” diye içinden geçirmiş. O akşam yuvasına dönerken yavaş adımlarla yürümüş ve düşündükçe hatasını anlamış. Ertesi sabah güneş ormanı ısıtırken Fifi yine dışarı çıkmış. Ama bu kez adımlarını daha dikkatli atıyormuş. Önüne bakıyor, dalları fark ediyor, çukurlardan uzak duruyormuş. Hızlı zıplamak hâlâ hoşuna gidiyormuş ama güvenli olmanın daha güzel hissettirdiğini fark etmiş. Yol boyunca hiçbir yere takılmamış, hiç düşmemiş. Böylece yolculuğu hem daha keyifli hem daha huzurlu geçmiş.
Bir süre sonra diğer tavşanlar Fifi’nin ne kadar güzel zıpladığını fark etmiş. “Bize de öğretebilir misin?” diye sormuşlar. Fifi gülümseyerek hepsine dikkatli adımlar atmayı göstermiş. Ormanın içinde artık daha az kaza olurmuş. Fifi ise hem hızlı hem de dikkatli bir tavşan olduğu için herkes tarafından çok sevilirmiş.

