Hansel ve Gretel, ormanın kenarındaki küçük bir kulübede anne ve babalarıyla yaşayan iki kardeşti. Babaları odunculuk yapar, anneleri de evde ekmek pişirirdi. Günlerden bir gün, ailelerinin yiyecekleri azaldı. Hansel, akşam gökyüzündeki yıldızlara bakarak, “Merak etme Gretel, yarın mutlaka bir yol buluruz,” dedi. Ertesi sabah anneleri onlara ormandan odun toplamalarını söyledi. Hansel, yol boyunca küçük beyaz taşlar bıraktı ki geri dönerken yollarını bulabilsinler.
Ormanın derinliklerine vardıklarında kuş sesleri yankılanıyordu. Ancak akşam olduğunda karanlık bastı, ve geri döndüklerinde taşların üzerini yapraklar örtmüştü. Gretel biraz korktu ama Hansel elini tutup “Korkma, birlikteyiz,” dedi. Sabah olduğunda, ormanın içinde parlayan bir şey gördüler. Yaklaştıklarında bunun şekerlerden yapılmış bir ev olduğunu fark ettiler. Duvarları kurabiyeden, çatısı karameldendi. Çok aç oldukları için biraz tadına baktılar. Tam o sırada, yaşlı ama güler yüzlü bir kadın kapıyı araladı. “Tatlı çocuklar, korkmayın,” dedi. Onlara sıcak süt ve ekmek verdi, uyumaları için bir yatak hazırladı.
Sabah olduğunda, kadın onlara, “Gerçek iyilik, paylaşmakla başlar,” diyerek bahçede çalışmayı öğretti. Hansel toprağa tohum ekerken, Gretel çiçekleri suladı. Kadın aslında kötü biri değildi; sadece yıllardır kimseyi görmemişti ve yalnız kalmıştı. Çocuklar onunla dost oldular, evini süslediler, bahçeyi renklendirdiler. Günler geçtikçe orman, gülüşleriyle doldu. Sonunda, yollarını bulup evlerine döndüklerinde, anneleri ve babaları onları sarılarak karşıladı. Artık biliyorlardı ki, cesaret yalnız başına değil, sevgiyle birlikte olunca gerçek gücünü gösterir.

