Uzak bir krallıkta, yüksek ve sarp bir kulede yaşayan genç bir kız varmış. Saçları o kadar uzunmuş ki, yere kadar uzanır, altın gibi parlayan tüyleri güneşin ışığında ışıldarmış. Küçük yaşta kötü bir cadı tarafından kuleye kapatılmış; dünyayla tek bağı pencereden gökyüzünü ve rüzgarla sallanan ağaçları seyretmekmiş.
Rapunzel her gün kule penceresinden aşağı bakar, kuşların cıvıltısını dinler ve özgürlüğü hayal edermiş. Günlerden bir gün kuleye yaklaşan bir ses duymuş:
“Rapunzel, Rapunzel, saçını indir!”
Rapunzel önce korkmuş ama sonra genç bir prensin olduğunu görmüş. Prens, uzun ve zorlu bir yolculuktan gelmiş; Rapunzel’i görmek ve özgürlüğüne kavuşmasına yardımcı olmak istemiş.
Günler boyunca prens kuleye gelmiş, Rapunzel saçını aşağı sarkıtmış ve birlikte konuşmuşlar, şarkılar söylemişler. Prens, Rapunzel’in ne kadar akıllı, cesur ve meraklı olduğunu görmüş. Rapunzel de dışarıdaki dünyayı tanımaktan büyük keyif almış.
Bir gece cadı, prensin varlığını fark etmiş ve Rapunzel’i başka bir kuleye taşımış. Rapunzel çok üzülmüş ama umudunu kaybetmemiş. Prens ise yıkılmamış; farklı yollar, nehirler ve ormanlar aşarak Rapunzel’i bulmuş.
Sonunda birbirlerini bulmuşlar ve cadı da bir daha onlara zarar verememiş. Rapunzel artık özgürmüş ve prensle birlikte krallığın dört bir yanını gezip insanlara yardım etmiş.

