Bir zamanlar küçük bir köyde yaşayan, enerjik mi enerjik bir çocuk vardı. Adı Ardaydı. Arda’nın en büyük hayali neydi biliyor musun?
Rüzgâr kadar hızlı koşabilmek!
Ne zaman dışarı çıksa, ayaklarına hafiflik gelsin isterdi. Bahar geldiğinde rüzgâr esmeye başladığında Arda hemen ayakkabılarını giyer, bahçeye fırlardı.
Bir gün babası ona yepyeni bir spor ayakkabı aldı. Üzerinde mavi-beyaz dalgalar vardı, yan tarafında küçük bir yıldırım işareti… Arda ayakkabıyı giyer giymez, kendini bir yarış pistindeymiş gibi hissetti.
“Artık rüzgârla yarışabilirim!” dedi heyecanla.
O sabah dışarı çıktığında hafif bir rüzgâr esiyordu. Ağaçların yaprakları dans ediyor, kuşlar öterken bulutlar gökyüzünde salınıyordu. Arda kollarını iki yana açtı ve bağırdı:
“Hey Rüzgâr! Hazır mısın? Bugün seninle yarışacağım!”
Birden hava biraz daha serinledi. Hafif bir esinti Arda’nın saçlarını okşadı.
“Ben hep hazırım!” diye fısıldadı rüzgâr. “Ama beni yakalayamazsın.”
Arda gülümsedi. “Dene bakalım!”
Ve koşmaya başladı! Bahçeden çıktı, dere kenarına doğru ilerledi. Rüzgâr da onunla yarışıyordu. Saçlarını, kulaklarını, elbisesini okşuyor ama her seferinde bir adım önde gidiyordu.
Arda hızlandı, nefesi daraldı ama durmadı. “Rüzgâr ne kadar hızlıysa ben de o kadar cesurum,” dedi içinden.
Derken bir tepeye geldi. O tepede yaşlı Kavalcı Dede vardı. Dede ona bakıp gülümsedi:
“Rüzgârla yarışan çocuk ha? Bak bakalım şu düdüğe.” Dede eski bir tahta düdük çıkardı. Üflediğinde rüzgâr bir anda yön değiştirdi.
“Bu neydi?” dedi Arda.
“Bu, rüzgârın arkadaşça selamı,” dedi Dede. “Rüzgâr bazen bizimle oyun oynamayı sever. Ama yakalanmak istemez. Onu yakalamak istiyorsan, kendi içindeki rüzgârı bulmalısın.”
Arda düşünmeye başladı. “Kendi içimdeki rüzgâr mı?”
Yola devam etti. Bu kez daha sakin ama kararlı adımlarla. Rüzgârla yarışmıyordu artık, birlikte dans ediyorlardı.
Kollarını açtı, rüzgârı içine çekti. Kalbi hızlı atıyordu ama huzurla doluydu.
Tam da o anda, Arda bir şey fark etti: Rüzgâr peşinden geliyordu.
Evet! Artık rüzgârla yarışmıyordu, rüzgâr onunla birlikte koşuyordu.
Köye geri döndüğünde gülüyordu. “Anne! Rüzgârı yakaladım!”
Annesi gülümsedi. “Hayır oğlum, sen onun dostu oldun.”
O günden sonra Arda, rüzgârla her gün yeni oyunlar oynadı. Bazen fısıltı oldu kulağında, bazen serinlik getirdi alnına.
Ama ne zaman hızlı koşsa, rüzgâr hep yanındaydı.

